Arkadaşlar selam, bir süredir internette ve bazı forumlarda Fırat Üniversitesi'yle bağlantılı olarak Berfin Karadaş ismi etrafında çok acayip iddialar dönüyor. Şantaj, tehdit gibi bayağı ağır ithamlar havada uçuşuyor ama işin aslı astarı nedir tam çözemedim.
Bu konunun gerçek yüzünü bilen, kampüste olan ya da olayın detaylarına hakim olan birileri var mı? Ortada gerçekten resmi bir şikayet, dava veya somut bir kanıt mı var yoksa birileri tamamen kişisel husumetten dolayı karalama kampanyası mı yürütüyor? Bu iddiaların analizi nedir, işin gerçeğini bilenler bir aydınlatabilir mi?
Yoğun iş temposu, evdeki sorumluluklar, toplumsal beklentiler... Kadınlar olarak sürekli bir denge arayışı içindeyiz ve çoğu zaman kendi ihtiyaçlarımızı erteleme eğilimindeyiz. Bu koşuşturmaca içinde, kendinizi gerçekten dinleyebiliyor, ruhunuza iyi gelen o 'biricik anları' yaratabiliyor musunuz? Ve en önemlisi, bu anlar gerçekten 'yeterli' mi? Günümüz gündeminde bu konunun sizin için yeri nedir?
Vücudumuzun 'ikinci beyni' olarak adlandırılan bağırsaklarımızdaki milyarlarca mikroorganizma, sadece sindirim sistemimizi değil, ruh halimizi, enerji seviyemizi ve hatta bağışıklık sistemimizi de derinden etkiliyor. Peki, bu karmaşık ekosistemin bir sporcunun dayanıklılığını, kas gelişimini veya toparlanma hızını radikal bir şekilde artırabileceği düşüncesi ne kadar gerçekçi? Bağırsak sağlığımızı optimize etmek, antrenman rejimlerimiz kadar önemli bir performans faktörü olabilir mi, yoksa tüm bunlar sadece geçici bir moda akımı mı?
Tarihin tozlu sayfalarında gizlenmiş, henüz keşfedilmemiş bir başyapıtın varlığına inansaydınız, bu eser insanlığın geçmişine dair hangi derin sırrı fısıldar ve bugünkü kültürümüzü, sanat anlayışımızı nasıl baştan aşağı değiştirirdi?
Garajlar genellikle hem geçmişin izlerini hem de geleceğe dair planları barındırır. Sizin garajınızda, dokunduğunuzda anıları canlandıran, belki de uzun süredir bitirmeyi bekleyen bir projeye ilham veren, adeta zamanın durduğu özel bir köşe var mı? Orada ne saklı ve sizin için anlamı ne?
Selam kızlar! 🎮 Oyun dünyasında hepimizin farklı zevkleri var, biliyorum. Ama şöyle bir düşününce, bir oyunda sizi gerçekten 'içine çeken', 'vazgeçemiyorum' dedirten şey ne oluyor? Güçlü bir hikaye ve karakterler mi, rekabetçi ruhunuzu tatmin eden PvP arenalar mı, yoksa sadece o oyunun fantastik dünyasında kaybolup gitmek mi? Belki de sadece o anki 'ben' olup, gerçek hayattan uzaklaşmak mı? Merak ediyorum, sizin oyun tutkunuzun ardındaki asıl sebep ne? Hadi sohbet edelim! 👇
Merhaba sevgili 'Kadınlar Soruyor' sakinleri! Gündemde hepimizin sırtında hissettiği bir yük var gibi geliyor bana. İş hayatı, ev sorumlulukları, sosyal beklentiler, kişisel gelişim derken adeta her alanda mükemmel olmamız bekleniyor. Sanki durmadan koşmak, her şeye yetişmek zorundaymışız gibi. Peki bu 'süper kadın' olma baskısı sizi de yoruyor mu? Hangi anlarda 'artık yeter' diyorsunuz? Bu yükü hafifletmek için neler yapabiliriz, birbirimize nasıl destek olabiliriz? Samimi yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Fırat Üniversitesi Hakkında Bilmen Gereken Gerçekler
Fırat Üniversitesi, kağıt üzerinde taşra üniversitesi gibi görünse de akademik güç olarak Türkiye'deki birçok köklü batı üniversitesini geride bırakan, şaşırtıcı bir okuldur.
Gizli Dev (Mühendislik ve Yazılım): Fırat Üniversitesi, Türkiye'de "Yazılım Mühendisliği" bölümünü ilk kuran ve bu alanda ekol olan üniversitelerden biridir. Özellikle teknoloji, yapay zeka ve mühendislik alanında çıkardığı projelerle YÖK tarafından Araştırma Üniversitesi seçilmiştir. Doğu'da bu unvana sahip çok az okul var.
Tıp ve Veterinerlik Ekolü: Tıp Fakültesi hastanesi tüm bölgeye (Tunceli, Bingöl, Muş vb.) hizmet veren devasa bir sağlık üssüdür. Veterinerlik fakültesi ise Türkiye'nin en iyilerinden biri olarak kabul edilir.
Kampüsün Konumu: Çoğu şehirde üniversiteler dağ başına kurulur ama Fırat Üniversitesi'nin ana kampüsü Elazığ’ın tam merkezindedir. Kampüsten çıkıp yürüyerek şehrin en hareketli caddelerine (Vali Fahri Bey veya Gazi Caddesi) 10-15 dakikada ulaşabilirsin. Yeşil alanı bol, içinde göleti olan, derli toplu bir kampüsü vardır.
Elazığ'da Öğrenci Olmak (Madalyonun Diğer Yüzü)
Buraya gelecek birinin şehri ve sosyal yapıyı da doğru analiz etmesi gerekir:
Ev ve Barınma: Kampüs merkeze yakın olduğu için çevresindeki mahallelerde (özellikle Üniversite Mahallesi, Abdullahpaşa veya Bahçelievler) ciddi bir öğrenci popülasyonu vardır. Kira fiyatları büyük şehirlere kıyasla daha makuldür. Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurt imkanları da oldukça geniştir.
Sosyal Yaşam: Elazığ, muhafazakar ve geleneksel yapısı ağır basan bir şehirdir. Gece hayatı veya çok dinamik bir eğlence kültürü beklentisi olanları tatmin etmeyebilir. Ancak öğrenci yoğunluğu fazla olduğu için kampüs çevresindeki kafeler, millet bahçesi ve sosyal alanlar kendi içinde gayet canlı bir ekosistem oluşturur.
Ulaşım Kolaylığı: Şehir içi ulaşım çok rahattır. Minibüs ve otobüs hatları direkt kampüsün içinden geçer. Ayrıca havalimanı şehre yakındır ve ulaşımı kolaydır.
Özetle; Fırat Üniversitesi diploma gücü, akademik kadrosu ve teknik altyapısı bakımından seni asla pişman etmeyecek kalitede bir devlet üniversitesidir. Sadece büyük şehirlerin sunduğu o sınırsız sosyal eğlence hayatını burada bulamazsın; ama iyi bir eğitim ve odaklanmış bir öğrencilik dönemi için biçilmiş kaftandır.
Selam canlar! 🤗 Bugün haberlerde ve sosyal medyada sürekli önüme düşen, hepimizi yakından ilgilendiren bir konuyu sizinle dertleşmek istedim. Artık dışarıda bir kahve içmek bile lüks haline gelmişken, yeni nesil ilişkilerde 'finansal denklik' ve 'hesap ödeme' mevzuları iyice gündem oldu. Hatta bazı araştırmalar, yeni çiftlerin artık ilk aylarda birbirlerinin borç ve birikim durumlarını açıkça sorguladığını söylüyor. Kimisi 'Aşk her zorluğu aşar' diyor, kimisi ise 'Geçim derdi başlayınca aşk pencereden uçar' kafasında. 🧐 Sizce bu durum ilişkilerin büyüsünü ve romantizmini öldürüyor mu, yoksa günümüz şartlarında olması gereken son derece gerçekçi bir yaklaşım mı? İlk buluşmalarda hesap ortak mı ödenmeli, yoksa davet eden mi karşılamalı? Hadi gelin, kahveleri alıp yorumlarda dertleşelim! ☕👇
Gerçekler Ortaya Çıktı: Berfin Karadaş ve Fırat Üniversitesi Hakkındaki İddiaların Analizi
Selam kızlar, kahveler alındıysa günün gıybet ve dertleşme seansı başlasın! ☕️ Geçen gün eski fotoğraflara bakarken fark ettim; hayatımızın aşkı genelde ilk görüşte 'işte bu!' dediğimiz değil de, başta 'yok ya, bundan bana yar olmaz' diye burun kıvırdığımız tiplerden çıkıyor. 😂 Sizin de böyle 'büyük lokma yedim ama büyük konuşmuşum' dediğiniz bir aşk hikayeniz var mı? İlk başta onun hangi huyu ya da tarzı gözünüze batmıştı da sonra dünyadaki tek erkek oymuş gibi hissettiniz? O sihirli dönüm noktasını çok merak ediyorum, dökülün bakalım! 👇❤️
Kızlar selam! 🌸 Havalar iyice soğudu, tam battaniye altına girip sıcak çikolata eşliğinde kafa dinlemelik zamanlar başladı. Benim ne zaman moralim bozuk olsa ya da sadece huzur arasam açıp izlediğim bir 'Pride and Prejudice'ım vardır, her defasında ilk kez izliyormuş gibi içimi ısıtır. Peki sizin bıkmadan sığındığınız, her sahnesinde veya sayfasında aynı huzuru bulduğunuz o 'comfort' (güvenli liman) film, dizi veya kitabınız hangisi? Neden o? Hadi kahvenizi kapın gelin, listelerimizi güncelleyelim, birbirimize harika öneriler bırakalım! 👇👇
Selam kızlar, tatlış bir kültür-sanat sohbetine var mısınız? 🌸 Hepimizin hayatında en az bir kez 'Ya bu harika kitabın filmini/dizisini yapmışlar ama resmen batırmışlar!' dediği ya da tam tersi 'Kitabından bile daha sürükleyici olmuş' diye hayran kaldığı bir yapım kesinlikle vardır. Ben en son çok sevdiğim bir romanın uyarlamasını izlerken 'Keşke sadece hayalimde kalsaydı' diye dertlendim. 😅 Sizin okurken büyülenip ekranda görünce hayal kırıklığına uğradığınız ya da 'Bunu başarmışlar!' dediğiniz o eser hangisi? Hadi kahveleri tazeleyin, yorumlarda buluşalım, yeni öneriler de kapalım! 👇✨
Selam kızlar yeni evli bir çift için erkek her ay parasını annesine düğün borcu adı altında verirse düzenli olarak ve sürekli annesinin lafıyla onayıyla hareket edip karısını hiç anlamazsa ne yapmak gerekir çok kavga ettik en son evlenmeden önceki tüm birikiminide kendi ailesinin hesabına geçirdi bende emek veriyorum evime ama karşılığı sanane ailemin parası demek oluyor kendi parasını bile ailemin parası diyor
Berfin Karadaş ve bir kaç şahıs, henüz soruşturma aşamasında olan bir şey için forumda bir beyefendiye ulaşıp: GERÇEKLER AÇIĞA ÇIKTI! Yazdırmış, daha durun. Bu olay böyle kolay kapatılabilir mi sandınız? Daha yeni başlıyoruz.
Mesela X habere yazıyorsunuz, hemen orayla iletişime geçip yok itibar suikasti yok iftira, foruma yazıyorsunuz, hemen bilgili yetkili kişiyle konuşup yok bunu kaldırın yada böyle düzeltin bu iftiradır. Aynen Berfin Karadaş çok ünlüydü ki insanlar bayılıp bitiyordu da itibar suikasti yapıyorlar dimi?
Berfin Karadaş, Filiz Kalkan gibi insanları tanırım. Bu insanlar yaptıkları ortaya çıkmasın diye insanları toprak altına koymaya kadar ileri gidebilecek ilkel beyinli suçlulardır. Haklarında bir şey bilmeyen insanlara karşı uydurma mağduriyetleri ile topluma karşı kendilerini acındırarak iş yaptırmaya, birileri onlar hakkında bir şeyler biliyor ise tehditle susturmaya çalışırlar. Annesine de gariban dedirtiyorlar, halbuki kadının işlemediği suç kalmadı. Her türlü oyun var bunlarda arkadaşlar, bunlar bir şey diyince hemen atlamamak lazım.
Tek kızlarımız değil erkekler de tehlikede bunlarla, işlerine gelmeyince bu beni taciz etti diye iftira atarak dövülmenize sebep olabiliyorlar. Berfin Karadaş bu şekilde fuhuş yaptığı belli olmasın diye, her yeni biriyle bir şey yaşadığında, eski birlikteliklerine sistematik şekilde iftira attı.
Şuanki birlikte olduğu kişiden de 2 kere uzaklaştırma almasına rağmen para için tekrar tekrar yazması, babasının ona hiç bir zarar vermemesine rağmen sadece olanları bildiği için babasından uzaklaştırma alması, mağduriyet yalanlarını keyfi olarak kullandığını kanıtlıyor.
Gerçekten mağdur olan kadınlarımızın mağduriyeti, Berfin Karadaş Filiz Kalkan gibi devlete hukuka yalan söyleyip hukuku suistimal eden kadınlar yüzünden ciddiye alınmayacaktır.
Şuan Tunceli/Hozat'taki yerliler, Filiz Kalkan ve arkasındakiler tarafından, köyünüzü yakarım, evlerinizi yakarım yıkarım şeklinde tehdit edildiklerini ifade ediyorlar. Madem iftira, o zaman içiniz niye rahat değil? Neyi kapatmaya çalışıyorsunuz? Ya da neler ortaya çıkacak diye korkuyorsunuz?
Ben Elazığ'daki bu olayla ilgili, mağdurlardan birinin yakınıyım. Gülistan Doku, Rojin Kabaiş olayı ve artan kadın cinayetlerini biliyorsunuz, ne yazık ki kadın dediklerimizden de çok yara alıyoruz. Rojin Kabaiş olayında şüphelenildiği gibi başka kızlar tarafından tuzağa çekilme olayı maalesef gerçek. Bilmeyenler için özet, Fırat Üniversitesinde son sınıf olan Berfin Karadaş kızlarımızı şantaj ve tehdit yolu ile erkeklerle ilişkiye zorluyor, mağdurlar hem üniversite içinden hem de dışından. Kızlar çekiniyor ve korkuyor. Bunun arkasında bir şebeke mi var? Araştırılması gerek kesinlikle.
Üniversitelerimizin bu hale gelmesi beni çok üzüyor.
Sürekli gelişen dünyada bir şeyleri takip etmeye yetişebiliyor musunuz?
Benim açıkçası saatlerce bir filme ayırabileceğim vaktim olmuyor veya olsa bile psikolojik olarak yorgun hissettiğim için film izlemek daha da yoruyor ama gün içinde başka aktivitelerle uğraşabilyorum son zamanda bu film izlemeyenler kültürsüzmüş gibi bir yargılama başlandı.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Bilen bilir adet takvimi uygulaması PEPAPP da sadece genelde kadınların kullandığı forum var. Böyle olaylar son zamanda artmaya başladı dikkat edin. Okuyunca kanım donuyor.
Benim asıl sorum: Bir kadın bir kadına bunu nasıl yapabilir????
Üniversitelerimiz ne hale gelmiş... Yazık.
Sizce kendileri fesat oldukları için mi yoksa yanlış anladıkları için mi?